İş Dünyası Gündem

YANGINA HAZIR MIYIZ?

Yangın Çıkarsa Ne yapmalıyız?
Mert Taş

Her vatandaşın belli bir düzeyde yangın bilgisine sahip olması, olası felaketlerin önüne geçmek ve acil durumlarda doğru hareket edebilmek açısından oldukça önemli, hatta gereklidir.

Çoğu insan için evimiz, iş yerimiz, kullandığımız araç veya toplu taşıma araçları, hayatımızın büyük bir kısmını geçirdiğimiz alanlar olarak öne çıkmaktadır. Bu alanlarla ilgili şu soruların cevabını arayarak oldukça yol kat edebiliriz.

mert taş
YANGIN ÇIKARSA NE YAPMALIYIM?

Bu sorunun cevabı yangının durumuna ve çeşidine göre değişiklik gösterse de doğru olanı yapabilmek için mümkün olduğunca sakin kalmak ve bir miktar bilgi sahibi olmak çok önemli. Henüz başlamış, küçük bir yangını söndürmeye çalışmak doğru iken, belli bir seviyeye ulaşmış bir yangını fark ettiğimizde 112’yi arayıp çevremizdekileri uyarmak ve kaçış eylemini gerçekleştirmek daha doğru olacaktır. 

yangın1

Yangın alarm sistemi mevcutsa onu aktif ederek çevremizdekileri uyarmak oldukça faydalı olacaktır. Çoğu binada otomatik yangın algılama cihazları bulunur ve bu cihazlar alarm sistemini tetikler. Buna rağmen alarm sistemini çalıştırmak için manuel butonlar da bulunmalıdır ki bazı durumlarda cihazın algılamasını beklemeden insan eliyle de uyarıyı başlatabilelim.

Yaşadığımız alanlarda yangın algılama ve alarm sistemlerinin olup olmadığını, eğer varsa çalışıp çalışmadığını, çalışıyorsa da rutin kontrollerinin yapılıp yapılmadığını kontrol etmemiz gerekmektedir. Yangın algılama cihazlarının nakliye ve montajı esnasında zarar görmesini engellemek amacıyla üzerlerine takılan turuncu renkli plastik korumalar çoğu zaman sökülmeden unutuluyor. Bunları gördüğümüz yerlerde sökmek, eğer başka bir eksik yoksa, cihazların sağlıklı çalışmasına yardımcı olacaktır.

yangı5

Herhangi bir algılama ve alarm cihazının olmadığı mekânlarda, özellikle de evlerimizde, piyasada bulabileceğimiz pilli cihazlardan alıp uygun noktalara yerleştirmekte fayda vardır. Sıkça vakit geçirdiğimiz alanlarda bu gibi cihazların nerelerde olduğunu önceden bilmek bile bizlere hem zaman kazandıracak hem de doğruyu yapmak konusunda yol gösterecektir.

Lütfen unutmayalım ki yangın, saniyeler içerisinde kontrol edebileceğimizden çok daha büyük bir felakete yol açabilecek son derece tehlikeli bir durumdur. Bu yüzden hızlı karar almak ve doğru eylemi gerçekleştirmek oldukça önemlidir ve ancak önceden hazırlıklı olmamızla mümkündür.

Özetleyecek olursak, yangın söndürebileceğimiz kadar küçükse ve biz de müdahale etme yöntemlerini biliyorsak söndürüyoruz ve konu kapanıyor. Daha büyük durumlarda 112’ye haber veriyor ve çevremizdekileri de uyararak kaçmanın bir yoluna bakıyoruz.

YANGIN ÇIKARSA NASIL SÖNDÜREBİLİRİM?

Öncelikle yaşadığımız alanları bu konuda inceleyelim. Konutlar, ofisler, imalathaneler, depolar, alışveriş merkezleri, hastaneler gibi toplu yaşam alanlarında çoğunlukla yangın söndürme amacıyla sistemler kurulmuş olmalıdır. Bizim bunları bilmemiz ve kontrol etmemiz, olası bir ihtiyaç durumunda çok fayda sağlayacaktır.

Her yangın aynı yöntemlerle söndürülmez. Bazı durumlarda yapacağımız yanlış müdahaleler, söndürmek yerine yangını büyütebilir veya ciddi yaralanmalara, hatta ölümlere yol açabilir.

Yangın Söndürme
Yağmurlama sistemleri (sprinkler sistemleri)
, oldukça yaygın uygulanan, yangın durumunda otomatik devreye giren ve tavandan veya duvardan su püskürten sistemlerdir. Oldukça teknik bir borulama sistemi, vanalar, pompalar ve su depolarından oluşan bu yapının son noktasında bizim de görebileceğimiz yağmurlama nozulları vardır. Bu nozullar çoğunlukla, sistemin çalışmasını engelleyen ve içerisinde ısıyla genleşen sıvı bulunan küçük cam tüpler bulundurur. Bu tüpler belli bir ısıya ulaştığında içerisindeki sıvı genleşerek cam tüpün kırılmasını sağlar ve bu durum sistemin çalışmasını tetikler

1800’lü yılların sonuna doğru Amerika’da keşfedilip geliştirilen bu müthiş sistem, doğru uygulandığı takdirde hâlen günümüzde en etkili söndürme sistemlerinden biri olmaya devam etmektedir. Herhangi bir insan müdahalesine gerek kalmadan yangını algılayan, söndüren ve alarm vererek uyaran tamamen mekanik bir sistem olması oldukça güven vermektedir.

Sisteme entegre test vanaları sayesinde yetkin kişilerin sistemi test etmesi oldukça kolaydır. Bu nedenle yaşadığımız binalarda bu sistem mevcutsa yetkililerce test edilmesini sağlamakta fayda var. Çünkü maalesef uygulamaların büyük çoğunluğu hatalı montajlar dolayısıyla sağlıklı çalışmamaktadır

En azından hepimizin kontrol edebileceği çok basit bir nokta var: Yağmurlama nozullarının ucundaki cam tüplerin nakliye ve montaj esnasında kırılmasını önleyen turuncu renkli koruma plastikleri üzerinde takılı unutuluyor. Bunları gördüğümüz yerde sökerek bir eksiği gidermekte yardımcı olabiliriz.

yangı1

Söndürme sistemlerinden bir diğeri olan yangın dolapları, basit kullanımı ve çok etkili bir su kaynağı olarak yangınla mücadele ürünlerinin başında gelir. Yaşam alanlarımızda bu dolapların konumlarını ezbere bilmemiz, bir gün hayatımızı kurtaracak kritik bir bilgi olabilir.

Hiç değilse her gün kullandığımız evimizde ve iş yerimizde bu ürünlerin yerlerini, çalışır durumda olup olmadıklarını ve içerisinde bulunan hortumların nereye kadar ulaşabildiğini bilmeliyiz. Hemen herkesin kullanabileceği yangın dolaplarının çalışır durumda olduğunu test etmek ise oldukça kolaydır. Vana ve hortum sisteminin bulunduğu bu cihazı uygun bir kova yardımıyla bile açarak test edebilir ve sonrasında vanasını kapatarak çalıştığından emin olabiliriz
Yangın Tüpleri

Yangın tüpleri, neredeyse herkesin aşina olduğu, çok yaygın ve basit kullanımı olan son derece pratik söndürme ekipmanlarıdır. Çoğu yangın dolabının içinde de bulunan bu tüpler, başlangıç seviyesindeki yangınları büyümeden söndürmede oldukça etkilidir.

Toz, köpük, gaz veya sıvı içerikli çeşitleriyle farklı yangınlara da çözüm sunabilen geniş bir yelpazeye sahip olsa da en yaygın kullanılan tozlu tüpler birçok yangında işimizi görecektir.

Bütün sistemlerde olduğu gibi yangın tüplerinde de ürünlerin çalışması ancak düzenli bakımların yapılmasıyla mümkün olmaktadır. Bizim yapabileceğimiz çok basit bir kontrolü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yangın tüpleri, içerisinde söndürücü madde ve sonrasında yaklaşık 12-15 bar basınçlı azot gazı bulundurur. Hava şartları, bulunduğu bölge ve bağlantı parçalarındaki ufak kaçaklar gibi istenmeyen durumlarda basınç kayıpları söz konusu olabilir. Üzerindeki manometre yardımıyla en azından basıncın doğru olup olmadığını gözle kontrol edebiliriz.

baro

Unutmayalım ki yangın tüpleri, içerdikleri basınçlı gazla birlikte dikkat edilmesi gereken; doğru üretim, kullanım ve bakım yapılmadığı takdirde ciddi yaralanmalara sebebiyet verebilecek ürünlerdir.

Yangın söndürmede çok fazla doğru bilinen yanlışların başında mutfak yangınlarıgelmektedir. Mutfakta kullandığımız yağlar çok yüksek sıcaklıklara çıkabilen, yangın bakımından yüksek tehlikeli bir malzemedir. Tavada alev alan kızgın yağın üzerine kesinlikle su dökülmez.

yangın2

Tozlu yangın tüpleri de bu tür yangınlarda çok etkili değildir. Sıvı kimyasal içerikli (F veya K tipi) yangın tüpleri ya da alevin üzerine örtebileceğimiz yangın battaniyesi ile mutfaklarda karşılaşabileceğimiz tava-yağ yangınlarını kontrol altına alabiliriz.

Mutfak davlumbazları ve bacalar yıllar içerisinde yağ dumanlarını bünyesinde biriktirerek çok tehlikeli yanık yağ depoları oluştururlar. Bu yanık yağ depoları basit bir kıvılcımla büyük yangınlara sebep olabilir. Bu nedenle davlumbaz filtrelerinin ve bacaların temizliği yangın riski açısından oldukça önemlidir. Endüstriyel mutfaklarda otomatik davlumbaz söndürme sistemleri kurulsa da konutlarda bu risk göz ardı edilmektedir.

Mikrodalga veya fırın içerisinde oluşabilecek bir yangın durumunda kapağı kesinlikle açmadan, uygun söndürme yöntemiyle müdahale etmemiz gerekir. Lütfen unutmayalım, bir yangınla karşılaştığımızda ilgili cihazın elektrik bağlantısını fişini çekerek veya sigortasını indirerek kesmek çok büyük önem arz etmektedir. Ancak bunu yalnızca güvenli bir şekilde yapılabiliyorsa ve kendimizi tehlikeye atmadan gerçekleştirmeliyiz.

Ülkemizde karşılaştığımız yangınların sebepleri incelendiğinde birinci derece suçlu sigara, ikinci derecede ise her dört yangından birinin suçlusu elektrik bulunmaktadır. Elektrik tesisat projeleri, uygulamaları, kullanılan ekipmanlar ve son kullanıcı ürünlerinin bu istatistik doğrultusunda ne kadar önemli olduğu bir kez daha görülmektedir.

Elektriğin işin içine girdiği durumlarda su kullanmamız ölümcül sonuçlar doğurabileceğinden alternatif olarak tozlu tüpler ya da gazlı (karbondioksit) tüpler kullanmamız gerekir. Toz kullanımında ne kadar netice alınsa da elektriğin atlama riskine karşı mesafemizi korumamız ve sonrasında tozun yaratacağı hasara katlanmamız gerekmektedir. Bu nedenle gazlı tüplerin kullanımı daha uygun olacaktır. Günlük hayatta elektrik kullanımının yoğun olduğu alanlarda karbondioksit tüpleri bulundurarak ve büyük panolarda yine gazlı otomatik söndürme sistemleri entegre ederek riskleri minimize edebiliriz.

yangın3

Araç yangınları hepimizin başına gelebilecek, sık yaşanan olaylardan biridir. Çoğunlukla motor bölümünde meydana gelen yangınlarda aracı park edip kontağı kapattıktan sonra aracın kaputu kesinlikle açılmamalıdır, aksi halde mikrodalga ve fırın örneğinde olduğu gibi içeriye giren hava alevlerin çok hızlı büyümesine yol açacaktır. Araç yangınlarında ilk müdahale düşünülüyorsa, uygun mesafeden ve güvenli bir noktadan yangın tüpü kullanılmalıdır.

Bu esnada araç içerisinde kimse kalmamalı; müdahale sonuç vermiyorsa ısrar edilmeden uzaklaşılmalı ve 112 aranarak durum bildirilmelidir.

Ülkemizde her gün yaklaşık 30 aracın yandığını düşünecek olursak, araçlarımızda bulunan yangın tüplerinin bir zorunluluktan ziyade, olası yangın felaketinde elimizdeki önemli müdahale araçlarından biri olduğunun bilinciyle davranmamızda fayda olacaktır.

YANGIN ÇIKARSA NASIL KAÇABİLİRİM?

Yangın olayı ile karşılaştığımızda söndürmekle kaçmak arasında kalırız ve bu duruma yaşadığımız şok eşlik eder. O an doğru kararı vermemizde bilgi ve tecrübemizin yanı sıra sakin kalıp sağlıklı düşünebilmemiz de etkilidir. Kaçmak ve kendimizi güvenli bir yere ulaştırmak çoğu zaman en doğru yol olabilmektedir. Sağlıklı bir kaçış için önceden düşünülmüş bir planımızın olması ise işleri kolaylaştıracaktır.

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Önceki adımlarda olduğu gibi yaşadığımız alanları incelemekle başlamalıyız. Evimizde ve iş yerlerimizde yangın kaçış merdivenlerinin olup olmadığına, varsa uygun olup olmadığına bakmalıyız. Hepimizin yapabileceği basit bir uygulama ile en az bir sefer bu yolu kullanmalıyız.

yangın4

Dikkat etmemiz gerekenler; yangın kaçış merdiveninde ve sahanlıklarında yabancı malzemelerin bulunmaması, bu merdivenlere açılan kapıların uygun yangın kapıları olması (panik bar yardımıyla açılan, yangına belli süre dayanıklı, kapı ve pervaz çevresinde hava sızdırmayan özel contaları bulunan) ve bu kapıların açıldıktan sonra kendiliğinden sürekli kapalı konuma geçmesidir.

Yangın esnasında sadece alevlerden değil, aynı zamanda dumandan da kaçarız. Yangın kaçış merdivenleri yangın esnasında alevleri ve dumanları içeri almayacak şekilde ve mümkünse pozitif hava ile basınçlandırılarak duman girişini önlemeye yönelik tasarlanmış olmalıdır.

Yangın durumunda asansörler kesinlikle kullanılmamalıdır. Doğru yönetilmiş bir binada yangın durumunda asansörler otomatik olarak zemin kata gelip kapılarını açarlar ve kullanım dışı olurlar. Kişileri bu çıkışlara yönlendiren ışıklı levhalar, elektrik kesilse de yanarak doğru yönü bulmamıza yardımcı olurlar. Bu sırada duman tahliye kapakları açılır ve bina içerisindeki duman dışarı yönlendirilir. Bu ve benzeri birçok sistem birbiriyle uyum içerisinde devreye girer ve sağlıklı kaçışı mümkün kılar.

yangın55

Bize düşen ise bu kaçış rotasını önceden bilmek ve mümkünse daha önce bu yolu kullanarak güzergâha aşina olmaktır.

Özetleyecek olursak, günlük yaşantımızda en sık karşılaşabileceğimiz durumları ve bizim yapabileceklerimizi paylaşmaya çalıştım. Alacağımız basit önlemler sayesinde yangınların çıkmasını engelleyebileceğimizi unutmayalım. Yangın konusunda bilgilenmenin ve önceden hazırlıklı olmanın, bir gün kendimizin ve sevdiklerimizin hayatını kurtarabileceğini aklımızdan çıkarmayalım.

Güvenli günler dilerim.

Mert TAŞ

OSİAD Başkan Yardımcısı

YANGINA HAZIR MIYIZ? Devamını Oku »

KOBİLERDE TAHSİLAT SORUNUNA GÜVENLİ BİR ÇÖZÜM

Ticari Alacak Sigortası

Saygıdeğer İş İnsanları,

Elektrik ve enerji sektöründe yoğun satışlar yapan Aktem Elektrik şirketinin yöneticisi olarak 14 yıldır kullanmakta olduğumuz, tahsilat problemlerini çözen, yeni müşterilerde riske girmemizi kolaylaştıran, yapılan satışları teminat altına alıp emin adımlar ile büyümemizi sağlayan ticari alacak sigortasından bahsetmek istiyorum.

tamer tuğlu
tamer tuğlu mobil

Türkiye’de ticari hayatın sürdürülebilirliği açısından en kritik unsurlardan biri tahsilat güvenliğidir.

Özellikle vadeli satış sisteminin yaygın olduğu sektörlerde faaliyet gösteren şirketler için en büyük risklerden biri, yapılan satışların zamanında tahsil edilememesidir. Ekonomik dalgalanmalar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar, piyasalardaki belirsizlikler ve artan konkordato süreçleri; işletmeleri yalnızca satış yapmaya değil, aynı zamanda satış sonrası tahsilat süreçlerini de güvence altına almaya yöneltmektedir. Bu noktada ticari alacak sigortası, şirketlerin finansal yapısını koruyan önemli araçlardan biri olarak öne çıkmaktadı

Ticari alacak sigortası; işletmelerin vadeli satışlarından doğan alacaklarını, müşterinin ödeme yapmaması riskine karşı güvence altına alan bir sigorta sistemidir. Bu sigorta türü yalnızca iflas veya konkordato gibi hukuki durumları değil, uzun süreli ödeme gecikmelerini ve tahsil edilemeyen alacak risklerini de kapsamaktadır. Poliçe kapsamına göre sigorta şirketi, oluşabilecek zararın belirli bir bölümünü karşılayarak işletmenin finansal kaybını minimize etmektedir. Böylece şirketler, beklenmedik tahsilat problemleri nedeniyle nakit akışında oluşabilecek ciddi bozulmaların önüne geçebilmektedir.

Tamer Tuğlu

Günümüz ticaret dünyasında vadeli satış yapmak çoğu zaman rekabetin bir gerekliliği haline gelmiştir. Ancak her vadeli satış aynı zamanda bir risk anlamına gelir. Özellikle tedarik zincirinin uzun olduğu sektörlerde bir firmanın ödeme sıkıntısı yaşaması, domino etkisi oluşturarak birçok işletmeyi olumsuz etkileyebilmektedir. Ticari alacak sigortası bu zincirleme riskleri azaltırken şirketlerin faaliyetlerini daha güvenli şekilde sürdürmesine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle artık alacak sigortası yalnızca bir sigorta ürünü değil, aynı zamanda kurumsal risk yönetiminin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye’de son yıllarda ticari alacak sigortasına olan ilginin belirgin şekilde arttığı görülmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri, ekonomik belirsizlik dönemlerinde firmaların risk yönetimi konusunda daha bilinçli hareket etmeye başlamasıdır. Önceki yıllarda daha çok büyük ölçekli şirketlerin tercih ettiği bu sistem, günümüzde küçük ve orta ölçekli işletmeler için de önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Devlet destekli ticari alacak sigortası uygulamalarının yaygınlaşması da KOBİ’lerin bu sisteme erişimini kolaylaştırmıştır. Böylece daha fazla işletme, tahsilat risklerini kontrol altına alma imkânı bulmuştur.

Ticari alacak sigortasının şirketlere sağladığı en önemli avantajlardan biri güvenli büyüme fırsatı sunmasıdır. Şirketler yeni müşterilere daha rahat vadeli satış yapabilirken mevcut müşteri portföyünü de daha profesyonel şekilde analiz edebilmektedir. Sigorta şirketleri tarafından sunulan mali analizler, kredi limit çalışmaları ve risk değerlendirme raporları; işletmeler için önemli bir ticari istihbarat kaynağı oluşturmaktadır. Bu durum yalnızca risklerin azaltılmasını değil, aynı zamanda daha sağlıklı müşteri ilişkileri kurulmasını da desteklemektedir.

İş dünyası2

Bunun yanı sıra ticari alacak sigortası, işletmelerin finansmana erişim süreçlerinde de önemli avantajlar sağlamaktadır. Bankalar ve finans kuruluşları, sigortalı alacakları daha güvenli gördükleri için kredi değerlendirmelerinde şirketlere daha olumlu yaklaşabilmektedir. Özellikle işletme sermayesi ihtiyacının yüksek olduğu sektörlerde bu durum firmalara ciddi bir finansal esneklik kazandırmaktadır. Sigortalı alacakların teminat niteliği taşıması, şirketlerin yatırım planlarını daha güvenli şekilde yapmasına da yardımcı olmaktadır.

İhracat yapan şirketler açısından ticari alacak sigortasının önemi daha da büyüktür. Uluslararası ticarette farklı ülke riskleri, siyasi gelişmeler, ekonomik krizler ve yabancı müşterilerin ödeme performansları önemli risk unsurları arasında yer almaktadır. İhracat alacak sigortaları sayesinde şirketler yurt dışı satışlarını daha güvenli şekilde gerçekleştirebilmekte ve yeni pazarlara açılırken daha güçlü hareket edebilmektedir. Bu durum, küresel pazarda büyümeyi hedefleyen Türk firmaları için önemli bir rekabet avantajı yaratmaktadır.

Sonuç olarak ticari alacak sigortası, günümüz iş dünyasında şirketlerin yalnızca finansal kayıplarını önleyen bir sigorta ürünü değil; aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir risk yönetimi aracıdır. Tahsilat güvenliğinin giderek daha önemli hale geldiği ekonomik ortamda, şirketlerin satış kadar tahsilat süreçlerini de profesyonel şekilde yönetmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle Türkiye gibi vadeli ticaretin yaygın olduğu pazarlarda ticari alacak sigortasının önümüzdeki yıllarda çok daha fazla önem kazanacağı ve işletmeler için vazgeçilmez bir güvence mekanizması haline geleceği değerlendirmekteyim.

Tamer TUĞLU

OSİAD Başkan Vekili

KOBİLERDE TAHSİLAT SORUNUNA GÜVENLİ BİR ÇÖZÜM Devamını Oku »

2025 YILI GENEL DEĞERLENDİRMESİ

2025 genel olarak zor bir yıl oldu. Faiz oranlarının yüksek olması, finansmana erişimin zor olması ve yüksek enflasyon hepimizi bir beden küçülttü. Sermayeler eridi. Satın alma gücü düştü. Öz sermayeler küçüldü.

1637068677089 osiad suleyman ekinci 1600x900

İlk kez çalışanın da çalıştıranın da mutsuz olduğu bir süreç yaşıyoruz. Gelir adaletsizliği her geçen gün daha da derinleşiyor. Bu sarmaldan çıkmanın yolu; başta enflasyonu kontrol altına almak, faiz oranlarını kademeli düşürmek ve katma değerli üretimden geçer.

Sonrasında vergi adaleti sağlanmalı; vergi ve gelir adil olmadan sosyal adaleti sağlamamız mümkün olmaz.

GSMH’nin %80’ini %20’lik kısım alıyor. Bu da çok sürdürülebilir değil.

Ocak ayında toplam gelir vergisinin %99’u stopaj yoluyla sağlanmıştır. Ocak ayında ödediğimiz faiz gideri 10.6 milyar dolar. (Bu parayla 2 adet Marmaray yaparız.)

Bu yıl faiz gideri için 2.7 trilyon ayrılmıştı. Sadece ocak ayında 456 milyar faiz ödendi. Bu yaklaşık hedefin %20’si. Buradan çıkmanın yolu yapısal, kalıcı ve sürdürülebilir reformlarla mümkündür.

chatgpt image 13 mar 2026 15 11 18
Uzun vadeli bir kalkınma planı, üretim odaklı dijital ve teknolojik yatırımları mutlaka hayata geçirmek zorundayız.

Hepimizin bireysel değil de toplumsal düşünceye sahip olmamız şart. Bu ülkenin dinamik ve üretken iş gücünü harekete geçirmemiz gerekmektedir.

Coğrafi ve lojistik avantajlarımız var. Endemik bitki örtümüz ve ürün çeşitliliğimiz var. Turizm, sağlık, kültür ve tarihî mirasımız var, yetişmiş insan kaynağımız var. İşçi ithalatını ve yetişmiş insan ihracatını dizginlememiz gerekiyor. Başta kamu olmak üzere israf ekonomisinden çıkmamız şart. Kazandığımızdan fazlasını tüketemeyiz; ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız. Beş milyonun üzerinde “ev genci”ni üretime ve istihdama kazandırmak zorundayız. İnsanlarımız iş bulamaz ve çalışamazken, yalnızca nitelikli ve dar kapsamlı iş alanlarına yönelmek uzun vadede ciddi sosyal ve ekonomik sorunlar doğurabilir.

Son yirmi yılda sanayi üretiminin GSMH içindeki payı yüzde 30’lardan yüzde 20’lere gerilemiş durumda. Bunun kök nedenine bakmamız gerekiyor.

gemini generated image wxstbqwxstbqwxst
Fason üretimle değil; teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünlerle büyümek zorundayız. Sadece üretmek yetmez, değer üreten üretim yapmalıyız.

Dört mevsimi yaşayan; denizi, dağı, ovası, bağı olan muhteşem bir vatana sahibiz. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede hâlâ ağırlıklı olarak karayolu taşımacılığına bağlı kalmamız büyük bir stratejik eksikliktir. Deniz taşımacılığı ve lojistikte hak ettiğimiz seviyeye ulaşamıyoruz.

Deniz ürünlerinden yeterli ekonomik değer yaratamıyoruz. Turizmde potansiyelimiz çok yüksek olmasına rağmen aldığımız pay, potansiyelimizin gerisinde kalıyor.

Binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu kadim toprakların kültürel mirasını daha güçlü biçimde ortaya çıkarmamız gerekmiyor mu?
Türkiye; Anadolu gibi eşsiz bir coğrafyada, tarih, tarım, sanayi, turizm ve denizi aynı anda stratejik bir avantaja dönüştürmek mümkündür.

Kuzey Avrupa ülkelerinden daha güzel kayak merkezlerimiz var. 10 milyonluk İsveç’in, kar turizminden aldığı payın yüzde 10’unu alamıyoruz. Termal sularımız kalite olarak dünya ortalamasının üstünde olmasına rağmen neredeyse hiç yabancı turist alamıyoruz. Sağlık turizmi başta olmak üzere birçok alanda çok avantajlara sahibiz ama kullanamıyoruz. Meralarımız, ovalarımız daha verimli kullanılmalı. Bölgesel farklılıklarımızı minimize ederek tekrar bu verimlilik topraklarını harekete geçirebilir ve kalkınmayı ülkenin tamamına yaymalıyız.

Konut yatırımlarına gösterdiğimiz ilgiyi; tarıma, hayvancılığa, sanayiye ve üreticiye de göstermeliyiz. Üretmekten başka çaremiz yok. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:

“Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.”
gemini generated image z472ihz472ihz472

Bunların hepsini yapacak idrake de kuvvete de sahibiz. Enseyi karartmaya mahal yok. İnandığımızda, planladığımızda ve birlikte hareket ettiğimizde yaparız.

Bu milletin yeri; gelişmiş, medeni, zengin ve mutlu ülkelerin bulunduğu birinci ligdir.

Bunu hep beraber yapacağız. Yeter ki millî şuurumuzu kaybetmeyelim. Bu ülkenin nasıl kurulduğunu, hangi bedellerle ayakta kaldığını unutmayalım.

Her santimetresi şehit kanıyla sulanmış bu vatan bize emanet. Atalarımıza borcumuz var. Bu borç sözle değil, çalışarak ödenir.

Bugün bazıları çareyi yurt dışında arıyor. Oysa unutmayalım:

Ana gibi yar, vatan gibi diyar,  olmaz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet; kolaycılıkla değil, fedakârlıkla inşa edildi. Kurucu ayarlardan sapmadan, sorumluluktan kaçmadan, üretmeden, emek vermeden güçlü bir gelecek kurulamaz.

Bu ülkede her bireyin kendi alanında yapacak çok şeyi vardır. Herkes bulunduğu görevde en iyisini yapmakla mükelleftir.

Bir kurtarıcı beklemeyin.Kurtarıcı sizsiniz.Kurtarıcı biziz. Gelecek, bugünden daha iyi olacak. Hep birlikte başaracağız. Yan yana çok olamazsak, ayrı ayrı yok oluruz.

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.

Süleyman EKİNCİ

İÇASİFED Başkanı

2025 YILI GENEL DEĞERLENDİRMESİ Devamını Oku »